Hibrit Olmak Nedir? Bir Yolda Kaybolma Hikayesi
Kayseri’nin soğuk bir akşamında, kafamın içinde duyduğum sesler, sokaktan gelen arka planda çalan müzik gibi karışıktı. Yine bir şeyler düşünmekten uyuyamadığım o gecelerden biriydi. Gerçi son zamanlarda çokça yaşadığım bir haldi bu. Sadece bir soruya takılıp kalmıştım: Hibrit olmak nedir? Hangi yönüm hibritti? Ve aslında ben neye dönüşüyordum? Belki de kendimi o kadar kaybetmiştim ki, kim olduğumu unutmuş ve bir yolculuğa çıkmıştım. Sanki bir parçam burada, bir parçam başka bir yerdeydi. İşte, tam da bu noktada hibrit olmanın ne demek olduğunu fark etmeye başladım.
Bir Akşam Yolu Çıkarken
O akşam, eski okulumun önünden geçerken, daha önce hiç hissetmediğim bir şey duydum. Bir arkadaşım, sosyal medyada yaptığı paylaşımlarla övünüp duruyordu. Tam olarak ne olduğunu anlatamam, ama o an, beni içimden bir şeyin çağırdığı gibi hissettirdi. Öylesine “hikaye anlatma” şeklinde paylaşımlar yapan, hayatını sürekli bir maske takarak yaşayan, sürekli yeni şeyler tüketen biri olarak görünüyordu. Ama o an, farklı bir şey oldu. Kafamda yankılanan sesleri birleştirip, dedim ki: “Hibrit olmak, belki de her şeyin parçalı, birbirinden farklı olduğu ama sonunda bir araya gelmeye çalıştığı o haldir.” O kadar çok soru sormuştum ki, bir şeyler netleşmeye başlamıştı. Kendi kimliğimi bulmak o kadar zor olmuştu ki, bazen hibrit olmanın, karmaşıklaşmış bir şeyin parçası olmak olduğunu düşündüm.
Hayal Kırıklığı ve Heyecan
Sonra bir sabah, bir arkadaşımın söyledikleriyle yeniden irkildim. “Sadece bir işin var, bir hobin var, bir hayatın var. Her şeyin kendine ait bir yeri olmalı. O zaman tam olursun.” Bu cümle o kadar basitti ki, gerçekten ne kadar doğru olduğunu o anda idrak edemedim. Kafamda yüzlerce, belki de binlerce düşünce vardı ama hiçbirini sıralayamıyordum. Sadece o sabah, bir kimlik arayışına düşmüştüm. Belki de ben gerçekten hibrit biriyim. Hem geçmişime, hem geleceğime, hem de bugünümdeki karmaşaya ait bir insan. Her bir yönüm, her bir parçam birbirinden farklı ve karışık. Hayatımda hem kaybolmuş hem de bulmuş hissi yaratıyordu bu hisler. Ama belki de bu kayboluş, aslında en doğru şeydi. Hibrit olmak, her şeyin birbirine karıştığı bir dünyanın ortasında, kimliğimi bulma çabasıydı. Hem belirsizlik hem de heyecanla doluydu.
Kendi Parçalarım
Bir akşam, eski defterlerimi karıştırırken, yazdıklarımda bir gariplik fark ettim. Geçmişimdeki yazılarım hep aynı kaygıyı taşıyordu: “Kimim ben? Nereye gidiyorum?” Hepimiz öyle değil miyiz? Kendimizi bazen bir yere ait hissetmeyiz. Bazen insanın birden fazla yönü olabilir. Hayatımda çokça farklı işte, çokça farklı insan var. Bir gün yazılımcı, diğer gün fotoğrafçı, bazen sadece bir arkadaş, bazen yalnız kalmak isteyen bir yabancı gibi hissediyorum. Hibrit olmak, belki de bütün bu farklılıkları kabul etmekti. Bir şeyler arasında sıkışmış kalmak, insanı değişik bir yolda yürümeye zorluyor. Ne kadar fark etmesek de, bazen hibrit olmak da, zamanla büyüyen bir parçamıza dönüşüyor.
İçsel Çatışma ve Kabul Etmek
Bir sabah, yine aynı soruyu kendime sordum: “Neden bir yol seçmek zorundayım?” Ya her iki yol da doğruysa? Hibrit olmak, belki de işte tam olarak böyle bir şeydi: Hem bir yönü, hem de bir başka yönüyle bir arada olabilmek. Hangi işin doğru olduğunu, hangi adımın seni gerçekten tatmin edeceğini bilmek, bu kadar kolay olsaydı, her şey bu kadar karışık olmayabilirdi. Kayseri’de bir kafede otururken, kalabalığı izlerken, zihnimde hep şu düşünce vardı: Bütün bu farklı parçalarımı bir arada tutmak, her şeyin doğru gittiği anlamına gelmiyor, ama belki de bu, hayatın ritmiyle uyum içinde kalmanın bir yoludur. İnsan bazen farklı parçalardan oluştuğunu kabul etmeli. O zaman belki daha özgür olabiliriz.
Sonunda Ne Oldu?
O an, hibrit olmakla ilgili gerçek anlamı bulmaya başladım. İnsan, birden fazla yönüyle, birbirinden farklı olabilirdi ve bu, tamamen doğaldı. Kendi kimliğimi bulmam, hayatı tam anlamıyla anlamam, belki de her zaman birbirine zıt gibi görünen, ama aslında bütünleştirici parçaların bir arada var olmasından geçiyordu. Belki de hibrit olmak, bazen bir yol seçmek değil, her iki yönün de var olmasına izin vermekti. O gece, kafamda hiç de yabancı olmayan bir düşünceyle uyudum: “Belki de her şeyin birleştiği bir nokta vardı. Ve bu nokta, tam şu an.” İleriye bakarken, bir yola çıkarken hissettiğim heyecan ve belirsizlik, hayatın aslında nasıl bir macera olduğunu bana gösteriyordu. Hibrit olmak, bir yerin ya da kimliğin kesinliği değil, her şeyin birbirine entegre olduğu o özgür, karmaşık dünyada var olabilmekti.
Arnisagiyim ekibi olarak “Hibrit olmak nedir” hakkındaki bu içeriğin sizler için değerli olduğunu umuyoruz. Görüşmek üzere!